Trafik!
Akşam televizyonun karşısında, “Topçular Feribotu için 1 km kuyruk var; tatilcinin dönüş çilesi başladı.” haberlerini izlerken, iyi ki akraba ziyaretine gitmemişim diye aklınızdan geçirirken, yüzünüzde bir gülümseme beliriyor mu?
Ya da; metrobüste hızla ilerlerken, E-5’te sıkışmış araçları izlemek için, “Trafikte olmadığım için ne kadar şanslıyım” diyerek, cam kenarına doğru usulca yanaşıyor musunuz? Sıkışan trafiği izlemek, size trafikte ilerlediğiniz sürece zevk veriyor mu?
Ya, dolmuşa bindiğinizde, dolmuşçunun emniyet şeridine dalması, sizde gizli bir sevinç uyandırıyor mu? Ceza yerim korkusuyla, kendi arabanızla işgal edemediğiniz emniyet şeridini, dolmuşçunun babasının malı gibi kullanması, siz kendi aracınızdayken tahammül edilmez, dolmuşun içinde yolcuyken, bir yere hızlı gitmenin keyfi gibi algılamanıza sebep oluyor mu?
Böyle duygulara kapılıyorsanız, kendinizi garipsemeyin. Sizi bu şehir bu hale getirdi. 14 milyonluk şehrin, 3 şeritli yolları, kavşakları, 3 milyon aracı, her gün yollarda saatlerce mesai yapmanıza neden oluyor. Stres, bir yerlere yetişememe kaygısı bütün yaşamınızı etkilemeye başlıyor. Köprü trafiği Çağlayan’dan değil de, Zincirlikuyu’dan başlasa kendinizi şanslı sayıyorsunuz.
Trafik öyle bir boyuta ulaştı ki, artık İstanbullu trafiği kategorilere bile ayırdı. İlk iş günü sabah trafiğinin adı Pazartesi trafiği, Cuma iş çıkışı herkesin bir yerlere gitme telaşının sebep olduğu akşam trafiğinin adı “Cuma trafiği”. Perşembe günleri, gün ortasında iş yerlerinin tahsilat yapmasından dolayı oluşan trafiğin adı “Tahsilat Trafiği”. Cumartesi Trafiği’ni, Bayram Trafiği’ni, Yazlıkçı Trafiği’ni zaten biliyorsunuz.
Ama İstanbul’da yaşıyorsanız, kendinizi üzmeye gerek yok. Trafiğe alışmaya bakın. Çünkü, yollardaki taşıt sayısı son 10 yılda %81,4 arttı. Taşıt sayısındaki artışın aynı hızla devam etmesi durumunda İstanbul daha da kalabalıklaşacak. Trafik en iyi ihtimalle bu şekilde devam edecek, ya da, daha da kötüleşecek.
Benim çözüm önerimse, herkesin acil durumlar için bir motosiklet alması. Çünkü bu kadar aracı kaldıracak yolların inşa edilmesini beklemeyin, ömrünüz biter. Toplu taşıma araçlarını, özellikle metrobüsü ve tramvayları yoğun saatlerde kullanmayın. İçeri girseniz, çantanız dışarda kalır, kapı kapanmaz. Ya da en iyisi, başka şehre taşının.